Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Toprak

share on facebook  tweet  share on google  print  

Toprak

"Aşka Bir Adım Kala" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Toprak Yazgım bu topraklarda başladı benim. Yaylalardan gelen çiçeklerin has kokusunu, kapımın eşiğinde kuruttuğum tezek kokularına dolayarak çektim ciğerlerime; kınalı saçlarımı örmeye başladığından beridir anam. Tenimin rengini bu topraklardan aldım; güneşin kavurucu sıcağında koyu kahveye çalan, çile rüzgârlarının yalayıp geçtiği yer yer çatlamış yüzümün aynasıdır toprak. Ona baktığımda aslımı görürüm, kadrini bilen için dağı taşı nasıl hasada çevirdiğine kaç kez şahit olmuştur şu yavan yüreğim. Bakılıp beslense diken yerine güller yeşertir toprak, koynunda barındırır dimağımıza sığmayacak kadar çokluktaki yaratılmışın gizemini. Toprak sırdır; bağrında saklar acıyı, kini, nefreti kalbine gömer. Anaçtır toprak, ana gibi sarar acılı yüreği… Anlamak lâzım gelir hâlden, bilmek, ehil olmak lâzım gelir…

Kanadı kırık kuşlar uçar bu topraklarda, ürkek bakışlarını saklamak istercesine akıtırlar yangınlarını içlerine. Toprak rahmet olur, toprak ana olur, toprak yâr olur, toprak deva olur kadir kıymet bilene… Yaban ellerde doğan seherler bilinmez bu diyarlarda. Başka yaşamların varlığından, uzak diyarların uzak düşlerinden söz edilmez. Özüne, sözüne, sırrına sahip çıkan yüreklere açar koynunu buralarda toprak. Kurda yâr olduğu gibi kuşa da yâr olur, sakınmaz nimetlerini, hakkını verenden. Alın teri sular yaşam damarlarını, tırnaklarıyla toprağı eşeleyip tohumlar saçana en güzel hasadı vermektir amacı. Bekler toprak; sulanmayı, eşelenmeyi, aralanmayı, arınmayı bekler. Emektir, sevdadır, haktır, âdaptır buralarda toprak. Yaşamaktır velhasıl… Bilinmez diyarların bilinmezliğine açılan tek dayanaktır…

Bu topraklarda başladı yazgım… Dağların haşyetine, sır kokan diyarların cazibesine bu topraklarda kaptırdım gönlümü. Kınalı saçlarımı örmeye başladığından beridir anam, adı anılmaz olan diyarların efsunu çeker oldu beni içine, kimseye söyleyemezdim, bozkırlarda dolaşırken yüreğimden taşan hüzün güftelerimi. Meralarda hayvanları beklerken, içime düşen yangından söz edemezdim kimselere. Toprağın bağrına akıtırdım algılayamadığım sızısını yüreğimin, onunla dertleşirdim dağ bayır, onun anaçlığına sığınırdı bebemsi çığlıklarım…

Neydim, kimdim, neyi arıyordum bilmiyordum. Kömür gözlü çocukların kahkahalarıyla şenlenirken bağ bahçe, ben nadasa bırakılmış toprak gibi sessiz, suskundum. Mevsimler gelip geçiyordu önümde, kapımın eşiğindeki bağ, bir kuruyup bir yeşeriyordu. Çiçekler düşüyordu ağaçların kuruyan dalları üstüne, sonra salkım salkım meyve veriyordu her biri. Ürünler alıp ürünler satıyorduk. Bir zaman sonra sararıyordu yapraklar, bir zaman sonra titreşiyordu dalında… Rüzgârın uğultusuna dayanamayacak gibi olduğunda kulaklarım, yapraklar düşüyordu dallarından ve savruluyorlardı her biri bir başka yana. Ölüyordu mevsim, toprak ölümün kollarında dinlenmeye çekiliyordu adeta.

Renkler değişiyordu an ben an, renkler bir hançer gibi içime işliyor, tarifi olmayan bir eleme dönüşüyordu yüreğimde. Her bir renk bana tanısız bir hissiyat veriyordu. Yetinmesini bilen, idrakince şükrünü eden insanlar yaşıyordu toprağımda. Bir makine gibi programlanmış, toprak sürmeye, tohum ekmeye ve büyük meşakkatlerin ardından ekin biçmeye programlanmış insanlar gelip geçiyordu yaşam süzgecimden. Ben de bir parçasıydım bu toprakların. Dedelerin, ninelerin ardınca söz dinler, söze karışmaz, ancak itaat etmeyi bilirdik. Ataya saygıyı öğretmişti bize toprak, toprağı kutsal bilmeyi öğretmişti dedelerimiz. Oysa ben hiç söz edememiştim onlara, dağların haşyetine duyduğum meraktan. Ufkun derinliklerinde görünmeyen bir şeyler aradığımı, sorusunu bilmediğim bir cevabı bulmaya çalıştığımı hiç anlatamamıştım.
Gök kubbe perde perde örtüyordu kendini, her göz diktiğimde gizemine. Dolunaya bakıyordum, saklıyordu benden çehresini. Geceyi aydınlatsalar da erişemeyeceğim kadar uzaktı yıldızlar. Kime ne soracağımı bilemiyordum. Bilinmeyen bir diyara, düşlerini dahi kuramadığım bir yâre tutulmuş olmalıydım, uzaklardan ruhuma değecek bir el, bir ışık arıyordum.

Yazgım bu topraklarda yazılmıştı benim. Emek akıyordu bu topraklara insan bağırlarından, gözyaşı akıyor, sabır taşıyordu… Rahmet inmezse göklerden, emekler heba oluyor, umutlara köz düşüyor, yürekler dağlanıyordu. Ama sabrediyordu bu toprakların insanı; yeniden, hiç vazgeçmeden çalışıp didiniyor; bitmeyen bir masalın içinde yeni kahramanlar yaratıyordu.

Bense durgundum, doğanın ihtişamına, her vakit değişen armonisine takılı kalmıştı yüreğim. Bu masal benim masalımdı, toprak benim toprağım. Ama henüz gelmeyen, toprağıma damlamayan bir su damlası vardı. Abı hayat suyu olmalıydı bu. Bu muazzam dengenin uzaklarda saklı bir sahibi olmalıydı. Biliyordum; kınalı saçlarımı örmeye başladığından beridir anam, bu toprakları var eden bir kuvvetin olduğundan haberdardım. Ama neden değmiyordu kalbime, neden O’nu ruhumun derinliklerinden çıkarıp görmüyordum. Etrafımı çepeçevre saran sıra dağlar mı engel oluyordu O’nu görmeme? Güzelliğini neden saklıyordu ki? Sır olarak kalmak zorunda mıydı? Toprak, O’nun değil miydi? Engin pınarlarından rahmet akıtan, ekinler yeşertip, hasat toplatan O değil miydi? Neden değmiyordu öyleyse tenime? Neden hissedemiyordum?

Toprak sırdı, yardı toprak… Ama toprağın da sahibi vardı… O’nu arıyor olmalıydım. Önümde uzanan bozkırların, yaylalardan akan buz gibi suların, kekik kokan diyarların sahibi, yârim olmalıydı benim. Toprak benim değildi, ben toprağın sahibine aittim. O’nu bulmalı, O’na çevirmeliydim yönümü. Toprağı hedef edinmemeliydim.

Yazgım bu topraklarda başladı benim. Hedefimi, sınırlarının ötesinde başka kentlerin var olduğunu bilmeyen, özüne, sözüne, sırrına sahip çıkan bu insanlar arasında çizdim. Yazgım, bu topraklarda değişti benim. Yüzümü hakikatin zuhuruna çevirdiğimden beridir, toprağın aşka susatan kokusu doldu ciğerlerime.

Kanadı kırık kuşlar uçar bu topraklarda, kanadı kırık kuşlar yaralarını saracak ellerden habersiz göçüp gider. Kimi vadisine yağan zamansız karların yarattığı şaşkınlıkla çırpar kanatlarını, kimi boşluğa doğru sürüklenir gider ömrü boyunca.

Oysa saçlarımı anam taradığından beridir karlar yağardı bu topraklara, toprak var oldukça hep yağacaktı da. Damlar havaya uçuşurdu kasırgalar göğü her çatlattığında. Acılar çekilir, ağıtlar yakılırdı. Yazgısına boyun eğmiş insanlar yaşardı bu topraklarda. Kimi teslimiyetle yakarırdı yaratanına, kimi isyan ateşinin küllerini savururdu. Yangınlar yanardı bu topraklarda, yangına düşmüş yürekler soluk alırdı. Ve toprağa akıtırdı insanlar gözyaşlarını. Toprak sırdı, anaçtı, derde devaydı, toprak yardı.

Bense toprağın sahibine dikmiştim gözümü. Karları yağdırana, damları uçurana, mevsimler yeşertip, mevsimler soldurana dikmiştim gözlerimi. Bozkırlar boyunca yüreğime değen sessizliğe, dağların ihtişamıyla beni çağıran efsunlu vadiye gönül vermiştim. Salkım söğütlerin dallarını neden yere eğdiğini merak etmiştim, kavak ağaçlarının gökleri delercesine neden ufka uzandığını...
Yazgım bu topraklarda başladı benim. Anam kınalı saçlarımı örmeye başladığından beri, toprağın anaçlığına anaçlık eden, düşüverdi gönlüme. Sessizliğim, suskunluğum O’nun kudretine duyduğum hayranlığa dönüştü.

Bozkırlar O’nun kudretini haykırıyordu, bütün sessizliğiyle… Kekik kokan yaylalardan, O’nun rahmet pınarları yağıyordu üzerime… Otlaklarda meleşen kuzuların sesi, aşkın en içli namelerine dönüşüp çağlıyordu yüreğimde.
Yazgım bu topraklarda başladı benim. Yaban ellerde doğan seherlerin bilinmediği,  kendi sınırlarının dışında başka yaşamların varlığından habersiz, uzak diyarların uzak düşlerinden söz edilmeyen bu topraklarda dokundu içime hakikatin sırlı elleri.

Toprağın sahibine dikmiştim gözümü; bulmalı, tanımalı, hakkıyla bilmeliydim. Onu görmeme engel olan tek şey, bozkırımın etrafını çevreleyen sıra dağlarsa eğer, o dağların çapını aşacak bir yol olmalıydı, arayıp bulmalıydım. Dağlar keşfe hazırdı, yapmam gereken şey yola düşmeye niyet etmek, ve dağların sırrını bilenin yoluna tutunmaktı…   

MEHTAP ABDİ  


Tür : Diğer Tarih : 13.05.2011
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this