Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Sana büktüm boynumu

Anasayfa » Bir Yürek Mesafesi » Sana büktüm boynumu
share on facebook  tweet  share on google  print  

Sana büktüm boynumu

"Bir Yürek Mesafesi" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Sana

Ben seni ay yüzlü çocukların gülümsediği çiçek bahçelerinde değil,  yaban otlarınca sarmalanmış diyarlarda bekledim ey sevdiğim!  Dilediğim, duruluğunda yıkanmaktı hikmet sürmesi çekilmiş gözlerinin…  Hayalim vardı, başkaca çocukların hayalleriyle özleşmediğim… İçimde saklı bir yer vardı ve sen, o korunaklı yerin görünmez sahibiydin.  
Kanatlarını üzerime gereceğin güne dek, belirsiz bir yalnızlık besledim ben hep içimde.  Yetmedi kâinat nefesince arzulananlar göğüs kafesime… Yetmedi mavi gökyüzünün görünen beyaz yüzü bana ey sevdiğim… Ben hep derunumda saklı o sevda bakışlı öte yurdu özledim. 

Hani ki sen kalbî bulutlarımın ardında saklı beklerken beni, kasvet dolu mevsimlerim hep ilkbahara dönsün dilerdim…  Uzaklarda sesimi işitecek bir yâr vardı ve ben çocuksu bir güvenin kollarında, bütün ümitsizliğimle onun gelişini beklerdim.
Sen yoktun ya hani!  Sevginin riyası vardı bu talan olmuş diyarlarda o vakitler. Nefretin kocaman gözlerinden siyahî zehirler taşardı. İçim ağlardı diğergam olmayı becerememişliğime. Sen yokken korkularımın delişmen alevlerinde tutuşur,  yanardım bir avuçcuk gerçek sevgiye…

Ne yana baksam orada bir iz, bir işaret arardım… Bozguna uğramış düşlerimin arasında bir küçücük ışıltı beklerdi beni… Bedenimi saran karanlığa inat, mahzun yüreğimle ben hep sana ağlardım…
Sen yoktun ya hani… O vakitler bir güneşsiz gök altında ben, ayçiçekleri gibi yalnız sana bakardım. Yağmurlar yağardı soğuk rüzgârların peşi sıra beyaz göklerden…  Yüreğime bir dingin ırmak gibi sen dolardın…

Şimdi bütün mevsimler seni taşır ya sultanım gecelere… Güneş yüzlü akşamların aydınlığında yazarım ya ben sana naatlarımı… Ümitlerim yeşil ışıklar büyütür ya geleceğe… Sen, yârimin yârisin ya! İşte şimdi ruhum avuçlarında gökler aşar sultanım.  Ve ben billur denizlerinde yüzerim kâinat gemisinin.
Senin himmet nazarlarında açılır sevdanın penceresi şimdilerde sultanım! Seninle dolaşır yârin merhamet yıldızları gökte…
Safa geldin sen sultanım! Safa geldin kalbime…   

İşte bak ayçiçekleri gibi sana büktüm boynumu…  Çehremin solgun yalnızlığını bölen ışıkların peşi sıra eğildim.
Sultanım! Buz tutmuş yüreğimi eriten sıcağımsın sen benim… Al götür beni pamuksu diyarlarına sevdiğimin. Rahmetin ışıldayan sokaklarına al götür beni gel de…

Cümle âlem duysun ki sesinden taşan sırrında dirildim sevdiğimin…
Sultanım! Al götür beni gittiğin diyarlara gel de… Huzur-u İlâhi’de bir zerrecik yer edineyim al götür beni…  Bir çöl çiçeği kadar masum ve sevda kokulu teslimlere götür beni gel de.

Cehaletime bakmadan, yüzümün karasına, yüreğime dertop ettiğim utançlarıma bakmadan al götür beni… Sana geldim sultanım, denizler dağlar derinliğince çirkinliğimi katıp avuçlarıma… İstedim ki rahmetin sularını salasın bütün bir ömür karanlığına... Gözlerime aşkı dokusan istedim ben sultanım, al götür beni âşık olunacak o tek ve en yüce makama.
Gör bak, nasıl titreşiyor içimde sana dair umutlar şimdi… Seni düşündükçe yüreğimde vuslat dalgaları coşuyor, al götür sultanım beni gel de.

Andan ötesi yok, yıldızlara senin gözlerinle bakmak istiyorum ben sultanım!
Kuşların sesini senin işittiğin gibi işitmek, göklere yaldızlarla yazılmış adını görmek istiyorum seherlerde… Asırlardır beklenen varlığınla şereflendir şu aciz kalbimi gel de…
Ben seni özlüyorum sultanım, ezel yârimi özler gibi... Sanki sana varsam ona varacakmışım gibi… Beklemeler sırf bu yüzden katlanılır geliyor yüreğime sultanım… Lâkin sana hasret kalmaktan korkuyorum yine de… Sultanım! Gayrı duy sesimi, dindir içimdeki yangını gel de…

Dönüşüne biriktirdiğim bütün bekleyişlerimle çağırıyorum sultanım seni… Gün gelecek göreceğim o gül çehreni diye ümitle ve dinmeyen bir hasretle sesleniyorum gecenin sahibine… Sultanım! Yedi kat gökler melekûtuna eriştir beni gel de… Bir mavi deniz büyüsün gözlerimin önünde müjde müjde...

Arşı alâda saf tutan melekler eşliğinde götür beni Rabbime, gel de…
Münteha’nın rengârenk ışıkları sarsın ruhumu, zikrini tamamlayanlar safına çıkar beni sultanım gel de…
Ne yana baksam orada seni görmek dilerim ben sultanım! Gel de doldur gözlerimin ferini mübarek çehrenin güzelliğiyle… Okyanuslar derinliğince açılsın yüreğimin sana varan kapısı, Al çıkar beni sultanım karanlık dehlizlerin içinden gel de…
Meğer ki yaşamak, gök kubbeden salkım salkım uzanan rahmeti doldurmakmış sultanım ciğerlerime… Yaşamak, varlığının şenlendirdiği sokaklarda peşin sıra yol almakmış.

Sende dirilen bir kalbin mutluluk şarkısını dile dolamakmış yaşamak! Yaşamak, o ay misali parıldayan gözlerine bir kez olsun bakmakmış…

Seninle doğdum ya ben sultanım! Yaşayanlar dünyasına götür beni gel de… Seni bekliyorum; elimde bir küçücük dilek aynası, bir gökkuşağı misali dönen ışıklar yüreğimde.

Manevî rızıklar sarayında bir yer arıyorum ben sultanım! Al götür beni mânânın ötesine gel de… Islatmayan yağmurlar yağsın diliyorum göklerden üzerime… Sağanak nurlar altında şemsiyesiz yürüt beni sultanım gel de.
Gün ağarıyor bak dışarıda, dolunay çekiliyor geceye ince ince… Sen uzak diyarlardan umut saçıyorken geleceğe sultanım, yalnız kaldırımlardan aşkın kokusu vuruyor pencereme.

İçimde bir yer delicesine susuz beklemede sultanım, ruhuma dokunsun gayrı ellerin, kandır yüreğimi aşkın suyuna gel de…
Leylâkların boynu bükük kalmış bak sensiz… Baharın dalları çiçek çiçek seni düşlemekte… Zamanın keder örgüsü saçlarını, sevinç kurdelesiyle donat sultanım gel de.




Tür : Diğer Tarih : 05.08.2013
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this