Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Ben çöldüm

Anasayfa » Bir Yürek Mesafesi » Ben çöldüm
share on facebook  tweet  share on google  print  

Ben çöldüm

"Bir Yürek Mesafesi" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Ben Bir gelir geçer zamandı ki o, ben çöldüm biliyordum, kuru ve suskun bir çiçeğin eğik boynuydum... Kırılan dallarıma düşen her acı, senin kokunu taşırdı ciğerlerime ve sen, vazgeçilmezim olurdun... Sevincin akışında bulamadığım sevginin efsunu, hüznün sağanağında buram buram yağardı sanki yüreğime...

Sen aşkımdın, acımdın sen, özlemimdin ya hani... Aşkı seviyordum, acını ve özlemini seviyordum senin... Kimselerin dokunamadığı yüreğime, acının kanatan elleriyle sen dokunuyordun ve bir tek sen seviyordun sevmeye hazır yüreğimi... Bütün karanlığımı içinden söküp alacak bir hançer gibiydi hüznün akışı gönül toprağıma... Çünkü senin kutlu nazarının adıydı hüzün... Ve sen benim mutluluk nehrine akan hüzün suyumdun.

Başımı döndüren şu yalan çarkın boşluğa çevrili dümenini kırmayı ne çok istemiştim her kapımı çalışında sen... Sana istikametlenmiş yoldan gayrısında nefes alamayacaktım biliyordum. İşte bu yüzden yakarışların kutsal dizelerinde, sadece senden seni bilecek bir yürek diliyordum... Ve ruhuma yaraşır bir yurt diliyordum sadece senden.

Uzaktın bedeli ödenmemiş bir visal için... Erişemediğim maviliğine imrenerek bakarken göklerin ve seni bir bilinmezliğin peşi sıra hayal dünyamın biriciği ilan etmişken, her gün ağarışında umutlarımı toplayıp ışıldayacak bir yeni güne selam durmayı özledim ben hep... Sen vardın, biliyordum... Sen hep o mahzun bakışlarımın ardında gizli yurttun.

Mevsimlerce beklemem gerekmişti gelişini, gece hüsranlarıma düşen gözyaşım hep sen olmuştun… Kanatsız bir kuş gibi çaresizken ben, yakıcı yalnızlığımın kollarına sen doğmuştun. Emanetimdi sana kalbimin her köşesi, hayat damarlarımdan akan her damla kan emanetimdi sana. Senin dergâhında aşka açan bir fidan olmadan son bulmasın diye nefesim, bu can emanetimdi sana…

Her şafak vakti bir beyaz güvercin konsun diye beklerken pencereme, aslında sendin yegâne beklediğim. Gökyüzünün o devasa derinliğine değerken bakışlarım, sadece senden bir iz, bir işaretti görmeyi dilediğim.

İşte yine zamanın o acımasız boşluğuna çakılmış ağlamaklı gözlerim… Sadrıma bir nefescik dolacak aşkın merhamet elleri için sana yakarıyorum… Dört yana savrulmuş ümit kırpıntılarımı topluyorum avuçlarımda kirli kırık... Ve bir yeni dünya düşlüyorum sadece sende saklı. İçimin sızısına merhem olacak sevgini senden arıyorum…

Ey seherim! Uzat ellerini mahzun kalbimin yarasına… Yangınım var, yanıyorum sensizliğin girdabına çevrelenmiş, zehir zemberek… Benliğimi titreten sevdan için öldür beni ey sevdiğim… Öldür ki aşkın gül sularında yıkansın çaresizliğim…
Aşkın bedeli candan geçmektir diyor ya erenler, erenlerin hikmet yolundan geçir şu aciz bedenimi ey sevdiğim… Köprüler kur gönül dünyama erenler diyarından… Bir damlacık kıl beni, sevgi okyanusundan sana varan.

Hani yollar uzanır önümüzde tuzaklarla çevrili ve hani yollar uzanır kar beyaz gül yaprakları uçuşan göklerinde… Hani bir dilek kadar yakındır ya yürekler sana ey sevdiğim! Dirilişe varan kapıda, sana istikametlenmiş bir kıvılcım beklersin ya sen hani! İşte huzurundayım şimdi…Utançlarımla, yıkıntılarımla geldim sevdanın dilencisi olmaya ey sevdiğim…
Gör ki bir sensin kalbimin dilimden dilediği… Sana bütün mahzunluğunu alıp getirdim yüreğimin… Tut ellerimi ey sevdiğim, tut ki aşkın misk kokulu sokaklarında sönsün sensizliğim. Sığınağım ol, yegâne sığındığım… Sana sarıldığım o bir tek an içre sar sefaletimi… Ahımı işit, gör ki sızlıyor içim dışım, yetiş ey en sevdiğim…

Gör ki keder yorgunu gözlerimden taşıyorum özlemlerimi sana. Ağlamayı seviyorum aşkın için gülümsemekten çokça… Islanan seccadelerin nurunda nefesleniyorum ben her seher ey sevdiğim… Ne vakit yansa gönül telim, sana sesleniyorum ciğerimden yükselen bir keskin solukla…

Gel ey sevdiğim, gel de öldür gayrı benliği, yetişir ömrün çirkefe bulanmış kendini bilmezliği… Gayrı gözlerime doğan yalnız senli seherler olsun ey sevdiğim…
Aşkın bulut bulut rahmetini düşür gönlüme gel! Gel ey adı güzel, kendi güzel gel… Gel de al korkularımı, kudreti arş-ı alâyı titreten sevdiğim gel!

Öylesine muhtacım ki sana ey sevdiğim… Ben dediğim beni öldür içimde tez gel…
Gör ki istemem gayrı sensiz doğacak günü gözlerime… Yıldızlarca resmedilen gökler sana götürmeyecekse beni eğer, istemem ey sevdiğim…

İşte bak yanıyor içim… Yangınım var, özleminde yanıyorum sevdiğim! Bir kor ateşe benzer sızısı yüreğimin… Sana senden medet dileyerek, Sana senden seni dileyerek yakarıyorum bir kez daha! Bir kuytu köşeye kaçırmış gözyaşlarımı, sığınağım olan sevdana uzatmış avuçlarımı, öylesi canhıraş yakarıyorum sana… Sana yakarıyorum, kudretinin önünde eğilmiş bir kalbin bütün mahzunluğuyla…

Durma şimdi gel ve öldür beni! Gecikme gayrı!
Tez gel de can ocağında senden gayrı ne varsa söndür ey sevgili!


Tür : Diğer Tarih : 05.08.2013
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this