Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Gel gayrı

Anasayfa » Bir Yürek Mesafesi » Gel gayrı
share on facebook  tweet  share on google  print  

Gel gayrı

"Bir Yürek Mesafesi" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Gel Ne vakit çıkar gelirsin uzaklardan? Ya ne vakit dindirirsin onulmaz kederini aşk yetimlerinin? Görmez misin ki can otağında gün geçmez oldu sensiz, ne vakte sığdırırsın visalin müjdesini ey Resûl?

Görmez misin ki yokluğunda, yok olmaya yüz tuttu canlar... Umutlar yağmalandı yokluğunda kürek kürek. Ceddimin sancağına hain eller uzandı yokluğunda. Aşkın ülkesine kanlı gözyaşları döküldü ey Resûl...

Görmez misin ki kuşak kuşak solan bu bahçelerde, yediveren kokulu düşler biriktirdik sana biz. Ruhumuza kanat takacak rüzgârını bekledik suskun ve kırgın çırpınışlarında sahraların. Senin yokluk gemini bekledik, aşkın kelepçe takılmış limanlarında biz, ey Resûl.  

Görmez misin ki binler hüzün çiçeği biriktirdik sana bu diyarlarda. Ezelî bekleyişlerin ham meyveleri yeşerdi bağlarında ey Resûl, görmez misin?

Gayrı yetişir bu yalnızlık gönüllere, bu amansız çöküş yetişir görmez misin?  

Çık gel acılar ötesinden gayrı! Yetişir bu kara keder, Dostun diyarından keder iline selâm ile gel...  

Ey Resûl! Gayrı çık gel gönüller menzilinden... Bu yoksunluk yetişir gayrı, muhabbet denizinden inci mercan ile gel.  

Görmez misin ki aşkın toprağına yetimlerin ağıtları düştü... Yürek yoksunu mahlûklar kök saldı dağlarımda görmez misin? Görmez misin ki sensizliğin kahır dolu gecesine mahbes oldu dünya. Vahşetin fırtınası söküp aldı aşk adına ne varsa; gayrı çık gel...

Ey Resûl! Görmez misin ki uçsuz bucaksız gökler ardınca yolunu gözledik biz. Sırça köşkler dokuduk sana gönül gergefimizden iplik iplik.  

Esen rüzgârları, gönül matemimize yoldaş kıldık ey Resûl... Bir yürek kanadına saklanmış dileklerimizi saldık göklerin kudretine...  Dönmez oldun diye sen, canhıraş seni ısmarladık ezel mabedimize...  

Çık gel gayrı gölgeler arasından ey Resûl! Hakikatin sırlı ellerinden yaralı bedenlere şifan ile gel.

Görmez misin ki çığ gibi büyüdü sensizliğin elemi yüreklerde. Sen yoksun diye, bütün gönüller yoksun ey Resûl. Yoksun diye sen, bütün masum yüzlüler suskun.  

Gayrı çık gel güneşler ülkesinden ey Resûl. Işığına muhtaç geceler biriktirdik sana ömür merdiveninden. Sana körpe canlar adadık aşkın çileli yolculuğunda ey Resûl, gayrı çık gel diriler ülkesinden.  

Görmez misin ki gönül iklimine kızıl cemresi düştü aşkın. Göz bulutlarından keder pınarları yaptım sana görmez misin? Görmez misin ki hasretin didiklenmiş yaprakları uçuşuyor ruhumun göklerinde... Dönmez oldun diye sen, köstebekler oturdu düşlerin mevsimine.  

Ey Resûl! Gayrı çık gel hayal dünyamın soluk resimlerinden... Can suyundan derman diler yüreğim... Ey Resûl, gayrı ibrik ibrik ab-ı hayat ile gel...   

Görmez misin ki mazlumların can acısı oturdu gönüllerin tahtına. Dinmez oldu ruhun figanı bu ayrılık çağında, görmez misin?  

Gayrı çık gel mânânın sabahından ey Resûl...  Ateşe tutulmuş kazanlarda kaynadı ayrılığın çorbası, çık gel gayrı...   

Görmez misin ki canlar yanıyor kardeş yürekleri dağlayan acının sıcaklığında... Canlar alevler arasında can çekişiyor... Hani, can acısına derman salan gözlerin nerde ey Resûl? Zulmetin kara kurşunları masum bedenlere kastederken, gönüller yıkayan nur sözlerin nerde?  

Ey Resûl! Arş-ı alâyı kül bulutları sardı çık gel gayrı... Zalimin bıçağı can kemiğine dayandı çık gel...

Ey Resûl!  Okyanuslar ardınca bir kutlu nefes sal ki, sen gelinceye dek silinsin duhan gökten. Işıltını sal ki nur yüzlüm gittiğin yerden, şenlensin gönlümde acının kandamlası... Gül yaprakları düşsün zulmetin kıskacına güllerin ülkesinden, aşkın çocukları gonca gonca açsın bu diyarda yeniden.

Ey Resûl! Görmez misin ki; mertliğin vatanında zulmetin hükmüne bükülmüş boyunlar çoğalıyor... Göklerin orduları ağlıyor bu tükenişe görmez misin? Bulutlar ağlıyor gökte... Ay, yıldız, güneş ağlıyor. Melekler feryad-ı figan ile yakarıyorlar Rablerine ey Resûl. Aşk ehli ayaklanmış Hakk fermanı bekliyor.

Gayrı çık gel cennetin bahçesinden, ey Gül-i Resûl... Çık gel sevdanın fidesine kara ağılar dökülmeden...

Görmez misin ki aşk yetimlerini hain eller katlediyor bu diyarlarda... Ceddimin manevî gölgesinde soluk alan canlar bir bir şehit düşüyor.

 Ey sevdanın seheri! Çık gel göklerin ötesinden.. Ordunla, sancağınla, tahtınla gel ki, ölüler diyarında nice susmuş kalp ebedî dirilişi bekliyor...


Tür : Diğer Tarih : 08.08.2013
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this