Mehtap Abdi, Bir yürek mesafesi

Değme kalbimin kederine

Anasayfa » Bir Yürek Mesafesi » Değme kalbimin kederine
share on facebook  tweet  share on google  print  

Değme kalbimin kederine

"Bir Yürek Mesafesi" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Değme O gün ki “İşittim ve itaat ettim.” demiştim, o gün ki beni bende var edene bir dönülmez yemin vermiştim. Bir söz, bir ahd vermiştim ki; emanet olanı sahibine geri gönderecektim.  

Yeminim vardı, aşkın yolunu tutacaktım. Bir dönülmez sözüm vardı ki bir derviş olacaktım. Bütün kavgalarını sonlandıracaktım karanlık dünyamın. Yıkayacaktım Hakk nur ile gönlümün siyahını, bir güneş ki içim dışım pür olacaktım.

Yeminim vardı! Nefs ile cihad için düşüp yollara, araya araya yârimi bulacaktım.

Ne bir masaldı bu ne de bir aldatmaca. Düne, geçmişe, bugüne has değildi. O ki sahibimiz! O ki Allah, tüm zamanların âdemoğluna, dervişlik yolunu gösterendi.  Dileyene düğün bayram, dileyene Yunus olmayı vadedendi.  

İşte bu yüzdendir ki nerede bir aşk ehli görsem tutuşur yüreğim, anasına hasret bir yavrunun kavruk yüreği gibi. Aşk deryasında bir damlacık olmayı dileyen gönlüm çırpınır durur, ateşe âşık pervane gibi.

Nerede sevgilime yol tutmuş bir seven görsem, bir özlem bulutu olur ağlar gözlerim. İşte o vakit, can telimden bir hüzünlü melodi yükselir, yedi kat semayı yaracak gibi.

O ki bütün acizliğimle dilediğim, O ki kapısında, hayatı beklercesine beklediğim…
O ki Allah, O ki ezeli yârim… O ki seven. O ki en sevdiğim.  

Bütün zamanlar O’na akar, bütün seherler O’na, bütün ibreler O’na bakar bilirim. Ve ben O’nu ararım bu gölge diyarlarda diriliğimi arar gibi. Yalnız O’na bakan gözlerin aydınlığında bulurum hakikatimi.

Aşk der ağlarım gecelerde, aşka düşenin gönül çölüne düşer ağıtlarım…  Bir değil binler derviş sorarım sokak sokak. Aslına rücu edenin derununa sığmayan saadet şulesi sarar hücrelerimi, o vakit dervişliğimin cılız adımlarından utanırım.

Sen ey derviş! Senin istikamet üzere yürüdüğün sebîle düşer yakaran yalnızlığım. Eline el vermiş sevgiliye, canıma can verircesine sarılırım.  

Sanma ki bu bakış kem bir bakıştır ey derviş sana. Bu bakış, aşka âşık yüreğine duyduğum sevdadan gayrıdır sanma. Hazanını hazan bilen gözlerim minnet nazarlarıyla doluyor ey derviş sana… Sonsuzluğun sahibine yönelmiş kalbin için aşkla bakıyor gözlerim sana.  

Allah’a adanmış bir ömrün eteğine sımsıkı tutunan gönlün için tutkunum sana ey derviş! Seviyorum seni sevgilimi sevdiğin için. Seviyorum seni, sevilenler içinde en çok sevilenin izinden gittiğin için.

O alkış tutulası gayretine hayran yüreğimle seyrediyorum ey derviş seni! Sende görüyorum sevdiğimin nur üstüne nur tecellisini.   

Hakk dostluğuna soyunmuş can sarayının sokaklarında düşe kalka yürüdükçe sen,  her gün biraz daha fazla seviyorum seni. Bana sevdiğimi anlatan gözlerin için seviyorum seni ey derviş. Hakikatime ayna tuttuğun için hiç vazgeçmemecesine seviyorum seni.

Bütün varları ardında bırakıp, bütün yokları var edecek hiçlik yurdunu seçtiğin için seviyorum seni ey derviş! Kalp iline sığmayan, hecelerde, sözcüklerde tarif bulmayan bir başka sevgiyle seviyorum seni.

Sana, canından can verircesine sarıldığın o yegâne kudretin aşkı için sarılıyorum, candan öte. Öylesine seviyorum ki seni ey derviş, çehrenin ışıltısında yâri görürcesine…

Uzattığım ellerimi hiç bırakmamacasına tuttuğun için seviyorum seni… Kalbimden kalbine varan sevgi halesini boşlukta bırakmadığın için ey derviş! Doyumsuzluğunda mest olduğumuz tevhidimiz için, vedasız buluşmalarımız için seviyorum seni, gün günden öte.

Biliyorum ki attığın her adım, aşkın toprağına bir yeni gonca ekmek için sadece. Bir yeni hikâye yazmak istiyorsun sevdaya, dirilişe, dirliğe. Tadından geçemediğin bir yolculuğun kuşak kuşak gül yaprakları açılıyor önünde ey derviş… Ve sen, her seher vakti kanat açıyorsun Resûl’ün aydınlattığı gökler adedince birliğe, birleşmeye.

İçinde bir yer var aşka susamış ve bir yer var içinde özlemin çepeçevre sarıp sarmaladığı. Ey derviş! Aradığın bir yer var içinde, bir yer ki ezel sırrına ayan olmuş. Bir sırlı kapı ki anahtarı elinde… Bir ayna misali bir dilek, yıldızlar gibi gecene ışık olmuş.

Ağlıyorsun… Derun-u kalpte biriken özlem gölünün buğuları dökülüyor gözlerine…
Susuyor bütün dünya ve sen susuyorsun, tüm zamanlara seslenen sevgilinin sesi önünde…

Ayrılığın kabuk bağlamaz yarasına merhem bakışlarında kayboluyorsun aşka davet edenin. Ve bir yürek temizliyorsun, var edenin huzuruna pür-ü pak varmak için.  Zikrin, nur üstüne nur taşırken kalbinin kasvetine, bütün kapıları sana açılıyor gök kubbenin… Başının üzerinde devrin sultanı, lamekâna yol alan geminin içindesin.  

Şükrüne varmalı ey derviş, künhüne varmalı ki, Allah’tan kopmaz bir ipe, insanlardan bir ipe tutunmandır zillet damgasından kurtaran seni… Seni bana, beni sana kardeş kılandır, Hakk’ın o dileyene kol kanat geren eşsiz ni’meti.  

Allah’a istikametlenmiş yolu yol edindiğimizdendir ki, İlâhi aşkın ateşini anar olduk ey derviş, arar olduk yanmışların yanmışlığını biz de. Küçücük bir dilekti sermayesi, bir sıcacık yakarış; can ocağından kâinatın Rabbine.

Mahlûkatını değil, mülkünü değil, mahlûkatın ve mülkün sahibini dilemekteydi sır sadece. Sen yana yana diledin ey derviş, sen mülkün sahibini hedef seçtin kendine. İşte bu yüzden bir başka seviyor ey derviş, yüreğim seni. Sana bağlılığım, bağlılığındandır sevginin sahibine.  

Sen ki aşka kaim düşlerle bezenmiş bir dünyanın iki kanatlı çocuğusun. Altın kapıda gül mevsimi ve sen güller önderliğinde her dem bir başka sırra eriyorsun.  

Ağlıyorsun… Ağladıkça açılıyor gözyaşı pınarların, coşuyorsun. Kapısına köle olmayı dilediğine lâyık olamayışın kanatıyor ciğerlerini ve yanıyorsun.

Ah ben de bilirim o can yangınlarını ey derviş, ne olur değme derdime… Sevgiliyi dilemeyenler bilmese de ben bilirim ey derviş! Öyle mahzun bakma ne olur, dokunma kalbimin kederine.

Bilirim ki firkatin sızısı, gözyaşı bulutlarına döner de düşer gönlünden gözlerine. Aşkı dilersin sahibinden, aşk doldurulur testine liyakatince. Ah bilirim canının acısını ey derviş, dokunma ne olur her zerresi acıyan hücrelerime!

Seni senden alıp kendinde yok edendir bilirim, gözyaşlarına sebep. Dirilen kalbindir, mihrin ışıltısını düşüren o gül yüzüne. Sen yokluk hanına yön tutmuş yolcu! Sen ki dervişlik yorganını kuşanansın üstüne… Yoksun sen, yokluğu dilediğince.  

Ey derviş! Sen yoksun, O var sadece. Yoksun sen,  Allah için döktüğün gözyaşın var sadece. Ve hizmetin var, benliğin koyu karanlık çehresinden sıyrılmış. Senin sokak sokak yürüyüşlerin var ey derviş! Sen yoksun; açlığın var günler ve gecelerce… Susuzluğun var, yorgunluğun, yorulmuşluğun… Sen yoksun ey derviş! Yoluna baş koyduğun sevgilin var sadece.

Ruhunun ılık ılık süzülen yolculuğu var yedi tarik üstüne ey derviş, yoksun sen. Teslim sancağına çevrilmiş, kanadı kırık özlem sağanağın var sadece.

Ah bilirim derdini ey derviş, değme derdime… Bilirim uzak gelir sana yollar, sen yaklaştıkça sevgiliye. Zaman uzar gibidir, kavuşmayı gözledikçe yâre. Sadrının tam ortasında bir ateş yanar, her ırak anda bir köz daha düşüverir içine.

Lakin sen de bilirsin ki umudun mevsimidir, kalbin her dilediğince. Sen ki Rabbine arif olmak muradın; açılır yer ve gök melekûtu perde perde önünde. Öyleyse iste ki sen ve gayret et ki, güneşin ışıltısı öbek öbek çiçek açsın zerrelerinde. Mihrin zamanı kuşatan aydınlığında boy versin teslimlerin, dile ki sen.  

Bir dilek, bir sırra götürsün seni. Bir sır, binler ömür değsin ey derviş!  

Bilirim sen sustukça sessiz çığlıkların kuşatır gök kubbeyi, çile urganına sarılmış gönlünden derman dileyen heceler uzanır sevdiğine.  

Ah ben bilirim derdini ey derviş, değme derdime… Çevir mahzun bakışlarını ne olur, dokunma kalbimin kederine…

Sevgilin uzaklarda, visalin ıraklarda, bilirim ey derviş… Koşacak, arşınlayacak çok yolun var, varabilmek için menzile.

Ne olur düşürme gözlerinin hasret buğusu bakışlarını ey derviş, düşürme gözlerime. Bak tıpkı senin yandığın gibi yanıyor fukara kalbim… Dokunma ey derviş, dokunma kalbimin ezelî ateşine.




Tür : Diğer Tarih : 17.08.2013
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla
 
Araçlar
       
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this